Boğuluyorum ....
Yine gece ağlamaktan gözkapaklarım şiş uyandım ..Yüzümde hep bir umutsuzluk, ne sürersem geçmiyor. Aynaya bakıyorum kendimi boyuyorum, nar çiçeği rujlar sürüyorum...Yanaklarımı boyuyorum şeftali, turuncu.. Olmuyor hepsi sanki havada asılı kalıyor, altta hep benim o üzgün, bekleyen ve beklemekten yorgun düşen yüzüm...
Çok ağır bu sessizlik diyorum artık Allah'a yalvarıyorum ... Bu yük çok ağır, onu o kadar özledimki, akşamları yüzü gözümün önünden gitmiyor..Herşey başa sarıyor, yılları saymaya başlıyorum.. Günler, aylar gözümün önünden geçiyor bir bir, o naif günler geliyor aklıma: seviyor, sevmiyor diye papatya falı baktığım günler, istiklalde falcı falcı onu da gezdirdiğim günler... Sonra kaş geliyor aklıma, Bodrum geliyor..Mucize gibi çıktığımız tatil geliyor..
Ben onun için seviyor sevmiyor diye hergün rüyaya yatarken, Levent metrosunda sarılıp kaldığımız 3 saat geliyor ....
Şimdi ise bambaşka bir şehirde, başka dünyalarda, odamda oturmuş bunu yazıyorum.. Herşey ne kadar çok değişti..Birazdan o hiç istemediğim, korktuğum derse giricem..Hiçbirşey anlatmak istemiyorum..Öğleden sonra da Doğan Tekeli konferansı var..
Oyun gibi...
Gel artık !!
